İnsanlar robotlara neden güvenmiyor ? Hiç düşündünüz mü ? Tekonoloji hızla ilerledikçe yapay zeka üzerine kurulu birçok gelişme yaşandı. Bu gelişmeler insan hayatını kökten değiştirebilecek nitelikte, peki nasıl? Robotlar günlük hayatımızda yer edindikçe onların vereceği kararlar hayatımızı etkilemeye başlayacaktır. Acaba robotlar bizim gibi düşünüp karar verebilirler mi ? Bu kararlar faydacı olmanın ötesinde ahlaki değerler içerecek mi ? Örneğin, insansız bir hava aracı, sonucunda sivil halk hayatını kaybetse bile daha çok teröristi etkisiz hale getirmek için, ateş etmeli midir ? Yapay zekaya sahip robotlar hayatımıza girdikçe, bu tür soruları daha çok tartişır hale geleceğiz.
Bu ahlaki ve etik kararların bilgisayarlara bırakılması konusunda ciddi tartışmalar vardır. Robotlar insanlardan farklı olarak duygularıyla hareket etmezler, acıkmazlar, yorulmazlar, düşmana karşı nefret beslemezler, susamazlar ve ahlaki kaygıları yoktur sadece matematiksel verileri ve hesapları kullanırlar. Yapay zekaya sahip robotlar ilke olarak ideal bir ahlaki değere göre programlanabilir. Ancak bir makinenin ahlaki karar verme sürecinde, bağımsız ve özgün bir şekilde karar verebileceği konusunda insanlar hem fikir değiller. Hatta bazı insanlar için robotları kullanmanın insan onuruna aykırı olduğunu düşünenler bile var. Peki gündelik hayatımızda her işimi yaptırdığımız, kimi zaman elimiz ayağımız olan, sağlık alanında, eğitim alanında ve birçok alanda kullandığımız robotlara neden konu iş ahlaki karar vermeye gelince güvenmiyoruz ? Bir psikoloji araştırmasına göre; bilgisayarlar gibi doğru ve yanlışı hesaplayarak ahlaki kararlar veren robotlara karşı temel bir güvensizliğe sahibiz.
Bu düşünceler felsefede uzun süredir devam eden ve ahlaki kararlar alınırken yapılması gereken asıl şeyin sonuçları hesaplamak olduğunu söyleyen düşünce ile hiç uyumlu değildir. Sonuççuluk denilen bu düşünce yapısına göre, bir kararın ancak ve ancak daha iyi sonuçlara yol açması halinde, doğru ve ahlaki bir karar olduğunu savunuyor. Ancak filozof olmayan birçok insan bu yaklaşımı doğru bulmaz çünkü insanların ahlaki düşünceleri iyi sonuçlar doğursa bile belirli eylemlerin ‘’kesinlikle yanlış ‘’ kabul edildiği ahlaki kabuller vardır. Örneğin; çok hızlı giden bir tren var ve bu tren 5 masum kişiyi ezmek üzere fakat yukarıda iri yarı bir adam trenin önüne düşerse tren duracak ve 5 kişi ölmeyecek. Siz olsaydınız o iri adamı aşağı itmeyi ve 5 masum kişiyi kurtarmayı mı seçerdiniz yoksa o iri yarı adamı aşağı itmenin ahlaki değerlere aykırı olduğunu mu ? Siz olsaydınız napardınız ? Çoğu insan, iyi sonuçlarına rağmen du durumda, iri adamı aşağı itmenin yanlış olduğuna inanır.
Peki o zaman coğunluğun iyiliği için soğuk kanlılıkla bir kişiyi defa etmeye hazır olan azınlık kısıma ne gözle bakıyoruz ? Yapılan psiolojik araştırmalarda çoğunluğun iyiliği için bir kişiyi feda etmeye hazır olan azınlık, toplum tarafından sevilmez. Bazen kötü sonuçlar doğuracak olsa bile belirli ahlaki kurallara uyan insanların sosyal yaşantıda partner olarak seçildiği sonucuna varılmıştır.
Peki yapılan bu psikolojik araştırmaların robotlar ile ne ilgisi var ? Yapay zekaya sahip robotlar, başkalarının güvenilir olup olmadığını anlamadan yoksundurlar. Başka bir deyişle makinelerin doğru hatta en ideal kararı vermesi insanlık için yeterli olmayabilir. Bu kararların, onları vermemizi sağlayan psikolojik süreç ve düşüncelerle yani bizi robotlardan farklı kılan duygusal sezgiye sahip, bağımsız ve özgün bireyler olmamızı sağlayan sonucunda verilmesini istiyoruz. Bilimsel gelişmeler ve teknoloi bu başarıyı elde edene kadar robot yapmaya yönelik herhangi bir girişim kuşkuyla karşılanmaya devam edecektir. Belki de sorunun aslında robotlarda değilde kendi psikolojimizde yattığının farkına varırız.



0 Yorumlar